Ahmet Kaya


Ahmet Kaya, çocukluğumdan gençliğime geçtiğim yıllara denk gelir. Ve iyi ki de denk gelmiş. İyi niyetlerimi bir bir yargılayıp astığım yıllar. Yokluğun belasında, sensiz gelen sabaha günaydın demeyi öğrettin sen bana. Bir sen kalmadın Ahmet abi, voltasında gecenin hiç uyumamış, – ben de varım. Etrafımda hayallerini ateşe vermiş, söndürmeden gitmiş insanlar o kadar çoktu ki gözlerime ağlamayı öğreten adamdın sen. Ama senin kadar sağlam değilim sanırım yüzümdeki anlık tebessümü yitirdiğim oldu. Sigarayı günde 3 paket içmediğimden olabilir.

Dokunsalar donacaktım, nereden bildin içimde intihar korkusu olduğunu, içimizi okuyordun sen. Korkular salıyordun üzerimize. Yanımızda çok kişi vardı da sustular konuşmadılar, baktılar görmediler vay vay vay… Sonrasında çok konuştular, çok anlattılar hep dinledim ama hiç dinlemedim.

Ahh olmasaydı sonumuz böyle.

Bulutların sadece gökyüzünde gezen arada bir bize yağmur ve sevinmemiz için kar yağdığını bilirdim. Sen ansızın intiharlar kuşandım; bizi hasret saracak bulutlar çıldıracak deyince başımı döndürdün ve sonra yavaş yavaş kavuşmayı özledim. İntiharlar kuşanmanın ne olduğunu o yaşta anladım. Geçtim borandan kardan elleri tutamadım ne yapayım şimdi ben geceleri?

Benimde artık sakalım çıkıyordu ve sen korkarım güzelim korkarım diyordun, biliyordum kendini düşündüğün için değil hep başkaları için korkuyordun ve korku içeride tehlikeli şiir olarak dışarı çıkıyor dünyalara sataşıyordun.

Şimdi ben neredeyim? sen nerede? yağmur söyledi mi? yüreğine değdi mi? ay doğmadan düştü mü yaş gözüne? bilmiyorum ama yandı ömrüm. Bilmesen de söyle o nerede dedim? sadece dağlar baktı hasretime.

Yakamozdan daha güzel bir şey var ise o da yakamoz şarkısıydı. Sessiz sessiz ağlar gibisin diye yakamoza suç buluyorum ama o değildi ağlayan. Umudumuzdu o bizim. Yakamoz Ay’ı bırakmadan önce hoştu her şey. Bırakmadı ya Ay’ı peşinden gitti ya anonim artık her şey.

Penceresiz kaldım anne… Anne sen duyarsan hatırla? kiraz ağacında yırtılan gömleğim, akvaryumum, kanaryam, kaktüs çiçeğim, uçurtmam, topacım, sevincim, kitaplarım nerede? Duvar konuşmuyor demişsin Ahmet Abi ama artık konuşuyor duvarlar, ya ben delirdim, ya da benimle birlikte delirdi duvarlar. Açık kalmıyor kapılar demişsin ama Ahmet Abi, açık olsa ne olur tüm kapılar çıkmazsa anneme.

Ve son olarak nereden bileceksiniz. Siz benim yandığımı. Fırtınaydım duruldum, yoruldum çok yoruldum. Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz. Bu yüzden Furkan boş , utangaç başına önüne eğen bir adam. Teşekkürler Ahmet Abi.

 


3

Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ahmet Kaya

Oturum Aç

reset

Geri
Oturum Aç