Adalet



Evde anne yoktu hiç olmadı, Elif’e can verirken kendinden olmuştu. Geriye kalan zihinsel engelli olduğu halde akıllılar arasında yaşamaya mahkum edilmiş bir adam ve bir kızı, kız henüz 7 yaşında. Cafer  araba temizleme işinde çalışıyordu. Öyle çok büyük dertleri ve hayalleri yoktu. Kızına alevli çanta alabilmek için maaşı bekliyorlardı. Her okul çıkışında alevli çantayı alacakları dükkana gidiyorlar ve orada günün en keyifli zamanını geçirirken gün sayıyorlardı. Bir gün yine çantayı seyrederken birinin o çantayı aldığını gördüler ve koşarak dükkanın içine girerek, Cafer o zor anlaşılan söyleyiş tarzı ile “bbu çanta bizzzimm bun bz alcz” demeye çalıştı ve çantayı almak istedi. Sert kayaya çarpmıştı çantayı alan adam savcıydı ve yumruğu atmamak için hiç düşünmedi bile.

Savcı olayı anında unutmuştu ama bizimkilerin hayallerini çalmıştı, olayı unutmayan biri daha vardı, savcının kızı. Cafer araba yıkarken savcının kızı yaklaştı ve bu çantadan başka bir yerde daha var dedi. Adam hiç düşünmeden kızın peşinden gitti. Ve beklenmeyen oldu. Savcının kızı düşmüş ve ölmüştü. Adama sormadılar bile TV canlı yayın yapmaya başladı, medya adamı suçlu bulduğu için mahkemeye bile gerek yoktu. Bütün kanallar Cafer’in kızı itip düşürdüğünü ve kafasını taşla ezdiğini yazıyordu. herkesin gözünde Cafer idamlıktı. Adam bir de kızı öperken görülmüştü o telaşta, bir şeyler söylemeye başlıyor ve kimse onu konuşturmuyordu. Adamın tek düşündüğü kızıydı. “Kızım okkuladn gelejk evve gitmme llazzım” dedi, durumun vahimliğini anlayacak zeka yapısı yoktu. Kızını her şeyden daha çok seviyordu ve tek istediği kızının yanına gitmekti.

Cezaevine yollandı daha hiç mahkemeye çıkmamıştı. Cezaevinde girdiği koğuşta 5 kişi vardı. Yankesici, dolandırıcı, gangaster, uyuşturucu satıcı ve bir de resmi işlerde sahtecilik yapan bir adam. Koğuşa girdiğinde adamı konuşturmaya çalıştılar nesin nereden geliyorsun diye adam anlatamadı ve elindeki dosyayı görünce bir de onlar dövdüler. Adam acı hissetmiyordu, ağlarken kızının ismini sayıklayarak ağlıyordu. Oraya adapte olmak için bocalamadı bile zihni orada yoktu varsa yoksa kızıydı aklında olan. Günler geçiyor ve adam bekliyordu bir umuttu görebilmek kızını.

Cezaevinde iki grup vardı,  düştüğü koğuşta kırmızı grubun başkanı vardı. Bir gün dışarda güneşlenirken siyah gurubun lideri kalemi hızla kırmızı gurubun liderinin karnına saplamak için koşuyordu. Cafer gördü ve sorgulama yapmadan direk koştu ve siyahlı gurubun liderini iterek kırmızılı grubun liderin canını kurtarmıştı. Akşam olunca aynı koğuşta kaldığı kırmızı lider dile benden ne dilersen dedi. Kırmızı lider cezaevine istediğini sokuyor, dışarıyla bağlantısı güçlü bir adamdı. Cafer hiç düşünmeden kızım dedi. Kırmızı lider düşündü ve tamam dedi kızını buraya getireceğim.


Aradan daha 2 gün geçmişti, cezaevinde moral gecesi düzenlediler küçük dansçı kızlar geldi Cafer gülerek büyük bir saflıkla izliyordu olanları ve karşısında birden Elif’i gördü en önde dans ediyordu. Kırmızılı ekip elemanlar söylememişti Cafer’e kızının geleceğini. Plan hazırdı hemen kızı sahneden kaçırdılar ve boş olan koğuşlarına götürdüler, Caferi de gönderdiler koğuşa baba kız deli gibi sarıldılar birbirlerine, ağladılar ağladılar, ekibin planında kızı ve babasını 10 dakika görüştürüp kızı tekrar sahneye çıkartmak vardı ama plan istendiği gibi olmadı. Program beklenenden erken bitti ve kız koğuşta kaldı. Başlarına bela almışlardı 6 adam ve 7 yedi yaşındaki bir kızla koğuşun içinde kalacaklardı. İlk görevleri gardiyandan kızı saklamaktı. Kız babası yanında olduğu için kolay adapte olmuş hatta kırmızı grubun liderine okuma yazma öğretmeye bile başlamıştı.  Tabi bu böyle gidemezdi.

Gardiyan ikinci haftanın sonunda kızı fark etti, Cafer cezaevi müdürünün karşısına çıkarıldı ve temiz bir dayak yedi. Sert görünüşlü babacan müdür orada bir şey fark etti, bu adam kızını bu kadar severken savcının kızını öldüremezdi. Caferi karşısına geçirdi ve sen mi öldürdün dedi. Cafer hhhayır dedi ve ağladı, bben ölldürmedm dedi. Müdür uzunca bir düşünceye daldı. Elif’i yetimhaneye gönderdiler. Müdürde caferin dosyasını tekrar inceledi ve gördüğü şeyler karşında çok şaşırdı. Caferin ilk savunması çok garipti o cümleleri bu adam kuramazdı. Caferi sorgulayan polis memuru kendi yazmış gibiydi. Ee nasıl olsa ölen kızın babası savcıydı.


Nihayet 3. ayın sonun mahkeme günü geldi çattı. Böyle giderse Cafer’in asılacağını herkes biliyordu. Ve herkes Cafer’in suçsuz olduğunu biliyordu. Kırmızı ekip hemen iki sayfalık metni yazdı Cafer’e verdi. Cafer o metni iki hafta da zor ezberlemişti. O kağıtla yattı o kağıtla kalktı. Bu arada o metni yazan kırmızı ekip aslında olayı çözmüştü. Cafer’i dinleyenler sadece onlar olmuştu. Ve mahkeme saati. Savcı Cafer’in idamını istedi. Caferin kızı oradaydı ağlıyordu. Hakim Cafer’e sordu. Orada bir de cezaevi müdürü vardı ve Caferin savunma metnini o sadeleştirmişti aslında, cezaevi müdürü Cafer ile kızını gerçekten çok sevmişti. Cafer sözü aldı ve “Evet savcının kızını ben öldürdüm” dedi. Cafer o an yeryüzündeki aptalların peygamberiydi. Elindeki son fırsat böylece yok olmuştu.


Bu itirafın sonunda mahkeme sessizleşti. Caferin ağzından her şeyi kızım için herşeyi kızım için yaptım sözünden başka bir şey çıkmıyordu. Caferin zihni 3 gün sonra asılacağını kavrayamamıştı. Babasız bir kız dünyada bırakacağını bilememişti. Cafer’in zihnine göre bu yaptığı kızına iyilikten başka bir şey değildi. Ve 3 gün sonra Caferin kızıyla 1 saat oynama izni verdiler, Elif fark etmişti babasının asılacağını çünkü cezaevi bu kadar merhametli bir yer değildi. Cafer hala anlamıyor ve cezaevi müdürü beni çok sevdi diye düşünüyordu.  1 saatin sonunda  Elif demir  parmaklıkların özgürlük tarafında kaldı Cafer’i asmaya götürüyorlardı Cafer kendine iyi bak kızım diyordu ve gülüyordu. Elif ağlıyordu. Elif elleri demir parmaklarda babasını bakıyor babası koğuş yerine başka bir yere götürüyorlardı köşeyi döndüler ve Cafer dar ağacını gördü. Ayakları tutmadı yere düştü. Geri döndü kızının yanına koştu. Kızım beni asacaklar dedi. Ben yanlış yaptım, ne olur kurtarın diye bağırdı inledi bütün cezaevi. Herkes mala dönmüştü bu sesi duyacaklarına keşke bütün cezaevini assalardı. Cafer ne olur kurtarın beni hata yaptım dedi. O an anlamıştı Cafer asılacağını. Elif ! …

Cafer’in hikayesi burada bitmişti.


Elif’i cezaevi müdürü evlatlık aldı ona çok iyi baktı. Elif’in terzi olması beklenemezdi, avukat oldu ve avukatlık belgesini alır almaz ilk gittiği yer babasının mezarı oldu. İlk davasını babası için açtı bunun için 16 sene beklemişti.

Elif gıyabında babasının savunmasını yapıyordu. “Babam % 60 zihinsel özürlüyü. Bir doktor kontrolünde savunması yazılmalıydı yapmadılar. Savcının kızının öldüğü gün aralık ayıydı yerler buzdu kız babamın önden giderken ayağı buzda kaydı kayarken duvara değdi kafasını yere çarptı alnının üzerine de taş düştü alnı onun için yarılmıştı incelemediler. Babam kızı öpüyordu çünkü acil durumlarda ne yapılır kursuna gitmişti, yerde nefessiz yatan birine sunni solunum yapmasını biliyordu. Babamın neden suçu kabul ettiğe gelirsek; Babam mahkemeye çıkmadan bir gün önce Savcının kızının avukatı geldi ve babamı tehdit etti suçu üstlenmezsen ben de aynısını kızına yaparım dedi, babam da bana bir şey olmasın diye suçu üstlendi.” Hakim dinledi ve kararını verdi. Cafer suçsuzdu, aklanmıştı. Özgürdü artık.




Furkan Dede
  İçime attıklarım içimden atamadıklarım.           

Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Adalet

log in

reset password

Back to
log in