09:20


 

Uzun cümleli öznesi sonda öykülerde yazarım.

 

Her denemede yeni pencerelere gitmeyi düşünecek kadar yaşamamıştı daha, bir baksa görebilecekti lakin bakıyordu ama göremiyordu, daha sahte gözlerle güzel bakma yetisine sahip değildi. Anne dedi tayfun 14 yaşının en üzgün sesiyle. Kendi acısına şahitlik ediyordu. Birazdan kalabalık olacak cesetten kurtulmak için koşuşan, acısını paylaşan yakınlarına, doğanın gereği annesini gömmeye götüren tanıdıklara yapacağı başka bir şey olmadığı için teşekkür edecekti.

Yıllarca tecrübe edinmiş, çoğu bildiklerini uygulayamamış bilmiş ama hüküm sürememiş bir kadındı annesi. O devirlerine denk gelmişti tayfunun yanlış yolda olup güzel yapma günleri, her yetişkin çocuk gibi ergenliği. Annesi gibi seviyordu her şeyi ve herkesi katıksız, Allahı’n ona verdiği sevgiyi filtre etmeden kendine saklamadan yansıtma özelliği vardı bu çocukta.

Televizyon bağımlısı stressiz bir hayat süregelmiş günlük işlerini halletmede usta, her kötü gelişme karşısında bak bu kötülük ben de yok o zaman ben iyiyim diyerek düşüncesini daha ileri götürememiş hep şükretmiş isyana girecek kadar iç dinamiği yerleşmemiş bir baba ile tanıdıkları delice seven diğerlerini sevmeyi denememiş ve hatta uzak diyarlarda ki yaşayanları bir yaratık gözüyle bakmış bir acemi annenin elinden çıkmış ebruli resmiydi Ceyda. Çok kimsede olmayan bakışı şahinin ki gibi sahiplenici iken yürüyüşünde iyimser bir bakışa çevirebilme yeteneğine sahip bir kızı sevdi. Kendi içindeki eksik puzlenin parçası bu kızda var gibi gelmişti. Zıt kutuplar birbirini çeker miydi? bu ihtimali denemek için yakınlaşmıştı Ceyda’ya. İçindeki bu merağın sırrına ulaşmak için bir şeyler yapması gerekliydi. Ceyda ise sevgilim olsun istemiyordu sevgili olsun yeter diyordu, Tayfunun kurduğu her düş ise aslında bir düşüştü.

Bu saf kalbe kader yardım etmeye çalışıyordu, genç adam ona bahşedilmiş ömrü boyunca; çok kez tamam bu sefer bildim, oldum diyecek ama bir darbeyle daha yeniden başlayacaktı, ve son demlerinde iyiyi güzeli tavsiye ederken hafızası oyun oynayacak hep yaptığı iyi gelişmeleri kendisinin hüneri olarak gösterecekti. hüküm sürmek için, bilgisayardaki strateji oyunları gibi bir hayat sürmek zorunda kalacaktı, bir süre güçlenmek için bekleyecek, gücü yerindeyse savaşa başlayacaktı. Tek savunma savaşmaktır diyecekti.

Anne mekandan uzaktı ve oğlunun yanındaydı, 09:20. düşüncelerle anlaşıyordu hep meleklere, acaba oğlum düşündüklerimi duymuşmuydu diye soruyordu, yanındaki ilk defa gördükleri simalara. Gittiği sonsuzluktan ciğeri dökülürcesine, mimikleri patlarcasına yalvarıyordu 46 yıllık ömrümde niçin söylemedim ben bunları yavruma, tam öğrendim derken benim yanıma gelecek… Demek isterdi anne anlayamadığı şeyleri, daha ileri gitti saat 09:20 idi.

Fark etmişti Tayfun bir şey eksilmişti bir yerlerden kalbi sıcak ama oda soğuktu, anlamıştı… Kalbinin böyle atması içlin kilometrelerce koşmak gerekti. Tayfunun aklı ceydaya gitti, nefret etti ve vedalaştı.. Artık 34 yaşında hissediyordu kendini. Bu arada ki farkı anlatacak bir çocuğu vardı artık içinde. Ceyda’nın konuşmasından sonra anlamıştı, hep sevdiklerini bu hayat uzağa koyar. Anlamıştı kader ters taklaya getirirken güzel bir şey yapmıştı.. anlamıştı yakınlarına teşekkür etmek gerekli imiş ve bir devrim sessizce olmuştu.

 

 

Furkan Dede
  İçime attıklarım içimden atamadıklarım.           

Comments 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

09:20

log in

reset password

Back to
log in